Güçbirliği diye adlandırılan 30 Ağustos 2009 kongresiyle başlayan süreci, birlikte çalışmak yerine çekişmek ve kavga etmekle geçiren Cemal Aydın ile Melih Gökçek’in bu icraatları, Başkent ekibinin küme düşmesiyle sonlandı.
Gençlerbirliği, evinde ağırladığı Sivasspor karşısında 2-0 öne geçtiği maçta inanılmaz hatalar yaparak 2-2’ye geldi. Azofeifa’nın golüyle 3-2 avantaj sağlayan Şimşek, 90 artı 3’de 3-3 ile yıkıldı.
1981 yılının kupa finali, bir mucizenin gerçekleştiğinin kanıtıydı. Bu süreçte ikinci lig takımı Ankaragücü, Fenerbahçe ve Beşiktaş’ı eleyip, finalde karşılaştığı Boluspor’u da saf dışı bırakarak kupa şampiyonu oluyordu.
Dönemin Devlet Başkanı Kenan Evren, “Devlet Başkanlığı kupasını da alırsa, Birinci lige alın” talimatını vermiş, yapılan yönetmelik değişikliği ile “2. Ligde oynayan Ankaragücü, Türkiye Kupasını aldığı için” 1. lige terfi etmişti.
Askeri yönetime karşı çıkan herkesin, karşı olduğu bu uygulama tam 31 yıl aralıksız sürdü. “12 Eylül’ün son eseri” olmakla suçlandı Ankaragücü. Ve 12 Eylül’ün yargılandığı bir dönemde de geldiği noktaya döndü.
Aslında işin sportif tarafıydı bizi ilgilendiren. Yani politika değil, sahadaki futbola bakıyorduk.
Ama bir iktidar kavgasının kurbanı olarak tarihe geçti...
KAYIKÇILAR KAYIĞI BATIRDI
Aslında işin doğrusu, yaşanan bu düşüş bir çekişmenin doğal sonucuydu. Ankaragücü’nde son 3 yıldır yaşanan sen-ben kavgalarının bedelini, 102 yıllık Çınar’ı devirerek ödetti Cemal Aydın ile Melih Gökçek.
Bir hırs, bir inat ve güç gösterisi uğruna gitti koca Ankaragücü takımı...
Rakiplerinin bile saygı duyduğu, “Dayan Ankaragücü”, “Bu Ankara-gücümüze gidiyor arkadaş” diye pankart açtığı bir başka futbol takımı yoktur dünyada... Ve de böylesine göz göre göre batırılan bir kulüp de yoktur...
Sezon başından bu yana 20 profesyonel oyuncu gitti Başkent ekibinden... Sadece paraları verilmediği için...
Paraları verecek olanlar, her şeyi bırakıp birbirleriyle kavga ettikleri için elveda demeden, arkalarına bile bakmadan öylece çekip gittiler.
Efsane takımın 31 yıl önce mucize eseri aldığı kupanın ödülü olan Süper Lig macerası, iki kayıkçının amansız kavgasıyla devirdiği kayığın içindekilerin denize dökülmesiyle sonlandı.
İnsanların yüzünde acı bir tebessüm bırakan, trajikomik bir finaldi bu...
SAHADA ÖZGÜVEN TAŞMASI
Bu sezonun sürpriz takımı Gençlerbirliği, sürprizlerine devam ediyor. Başkent ekibi, iki kez avucunun içine gelen “Şampiyonluk play off’u oynama” şansını, inat ve ısrarla elinin tersiyle itiyor.
Sezon başında yaşadığı kayıplar nedeniyle, “Kümede kalsak yeter” felsefesiyle yola çıkan Gençlerbirliği, sezon ilerledikçe, kazandığı maçlarla bir “özgüven taşması” yaşadı. Kazandıkça kazanan Şimşekler, “UEFA play off’unu” yeterli gördüğünden midir bilinmez, üst grup şansını bir türlü benimseyemiyor. Geçtiğimiz haftalarda iki hafta üst grupta kalan Gençler, “Burası bana göre değil” diye düşünmüş olacak ki, inatla kendine ikinci grupta yer arıyor.
KAZANANIN KAZANDIĞI OYUN
İşin ironisi bir yana, futbolun aslında çok ciddi bir oyun olduğu, hele endüstriyel oyunun ekonomik boyutunun ulaştığı nokta göz önüne alınırsa, kazananın kazandığı hatta fazlasıyla kazandığı bu düzende Beştepe’nin gençleri, Bankamatikten çekeceği mütevazi rakamları yeterli görüyor herhalde...
Yoksa böylesine bir şans, bu denli acemice geri çevrilmez...
Buna rağmen Gençlerbirliği’nin çok büyük hata yapmadıkça hala ciddi biçimde üst play off şansı var. Hatta şans, Şimşekleri yukarıya zorluyor. Öncelikle bu hafta Fenerbahçe ardından da Trabzonspor ile oynanacak karşılaşmalar, belirleyici olacak.
Üst kata mı çıkılacağı, yoksa alt katta mı kalınacağı bu iki karşılaşmada ortaya çıkacak.
Okuyucuların Tercihi
Copyleft 2015 - klasspor.com. "İnsan beyninin ürettiği hiçbirşey bize ait değildir." Klasspor editörleri ya da yazarları tarafından üretilmiş tüm haberleri, yazıları, fotoğrafları ve videoları sormadan, kaynak göstermeden kullanabilirsiniz.Kaynak gösterirseniz o sizin güzelliğiniz olur. Göstermeyene küfür, gösterene teşekkür etmiyoruz.
klasspor.com basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitemizde yapılan tüm yorumlardan yazarları mesuldür. Boşuna hukuki süreç yaşamamak için biz kontrol etmeye çalışıyoruz ancak gerekli durumlarda IP adresleri "Aman tanıdıktır" diye düşünülmeden savcılara verilebilir.