35 gün önce (11 Kasım 2010), mahkemenin Ahmet Gökçek’in başkan seçildiği genel kurulu iptal edebileceğini belirtip, “Mahkeme ne karar verirse versin sevgisizlik sürdükçe, mide bulandırıcı gerçekler sümen altı edildikçe, bedeli önce futbolcular ve teknik adamlar, sonra taraftarlar ödemeye devam edecek. Bedava bilet iddiaları senelerdir sürüp giderken, Ankaragücü sevdalıları tribünlere uğramazken yaşananlar 100 yıllık bir camiaya yakışıyor mu, yönetenler söylesin” demiştim. “Kozunuzu belgelerinizle televizyonda paylaşın, maskeler düşsün, kulübe zarar veren her kimse Ankaragücü’nden değil Türk Futbolu’ndan silinsin” demiştim. Cemal Aydın ve Cengiz Topel Yıldırım, “Tamam” derken, kulüp yönetimi değişirken görüşmeleri sürdüren Melih Gökçek yurt dışında olduğundan bu tartışma olmadı... Ne birlikte TV programına çıktılar, ne belgeleriyle iddialarını ortaya koyup maske düşürdüler... Sadece beklediler. Ne için? Satranca devam etmek için... Halbuki açık oturumda her kim yalan söylüyorsa, ortaya çıkabilir, belki de camiada olması gereken birlik sonucu bile çıkabilirdi, olmadı.
Bu sürede kulübü ayakta tutan, taraftar grupları tarafından küfür yağmuruna tutulan Ümit Özat’tı!
Aslında tarihte örneği görülmemiş bir biçimde Ankaragücü yöneticileri, 33.5 milyon TL’lik icrayı işleme koyduğunda filmin sonu da anlaşılmıştı. Ankaragücü Yönetimi, mahkemeden çıkacak olumsuz sonuca karşı, yönetime girecekleri caydıracak hamleyi yapıp, önlemini almıştı. Futbolcular gidecek, gelen yönetim borç sarmalıyla iki gün sonrasını göremeyecekti. Muhalefetin gecekonduculara bilet aldığı iddialarıyla, yönetime yakın taraftarlara dağıtılan 5-10 bin “0” TL bedelli “sponsor” bileti de satrançtaki bir başka hamle olarak ortadaydı. Başkan Ahmet Gökçek NTVSpor’da, “Gelecek yönetim önce futbolculara 14 milyon, sonra yöneticilerimize 33,5 milyon ödemek zorunda” diyor. Bu ifadeyi pekala, “Bana yar olmayanı, kimseye yar etmem” olarak okumak da mümkün. Oysa hem yöneticilerin, hem sporcuların alacaklarını tahsili, Ankaragücü’nün ligde yaşamasıyla mümkün olur ki; kulübe icra işlemi yapan yöneticilere düşen bu parayı da ödeyip, yeni bir icra işlemi başlatmasıdır. Tarih ve Ankaragücü sevdalıları, Gökçek’in “Borçsuz kulübü alıp yine borca sokacaklar ve kumpas kurdular” diye suçladığı insanları da, yönetimin kulübü uçurumdan yuvarlayacak bu hamlesini de unutmaz.
Ankaragücü düşse de, büyüklüğünden ve etkisinden bir şey kaybetmez. Elbette birisi yönetimi alacak. Alacak kişinin en büyük hizmeti borçları ödemesi, takımı kümede bırakması ya da şampiyon yapması değil; varsa evrakta sahtecilik, dolandırıcılık, kulüp üzerinden haksız kazanç sağlayanları deşifre etmesi ve taraftar gruplarını birleştirmesi olacak.
Gökçek, Aydın ve Yıldırım’ın belgeleriyle birlikte çıkacağı açık oturum farz oldu. (Bir tek dileğim var. Taraftar gruplarının birbirine en ufak bir zarar vermemesi. Eğer bunu yaparlarsa kulüp gönüllerden de düşer.
(Lütfen sağduyu)
Bir de küçük merakım var: 11 Kasım’da sormuştum, yine soruyorum. Çaycılar paralarını aldı mı?
Okuyucuların Tercihi
Copyleft 2015 - klasspor.com. "İnsan beyninin ürettiği hiçbirşey bize ait değildir." Klasspor editörleri ya da yazarları tarafından üretilmiş tüm haberleri, yazıları, fotoğrafları ve videoları sormadan, kaynak göstermeden kullanabilirsiniz.Kaynak gösterirseniz o sizin güzelliğiniz olur. Göstermeyene küfür, gösterene teşekkür etmiyoruz.
klasspor.com basın meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir.
Sitemizde yapılan tüm yorumlardan yazarları mesuldür. Boşuna hukuki süreç yaşamamak için biz kontrol etmeye çalışıyoruz ancak gerekli durumlarda IP adresleri "Aman tanıdıktır" diye düşünülmeden savcılara verilebilir.